29 Aralık 2009 Salı

KARA KOVANDAN SON GÖRÜNTÜLER, 2009 ÖZEL

Tam zehirlenme belirtileri işte bunlardır ::)))
Boşuna ölecekler diye beklemeyin bu arılar bahara dahada güçlü çıkacaklar::))


Muhteşem abi nerden ögrettin bu işleriki.
Başımıza her öğrendiğimiz bela olmakta. Merak iyi bişi degil haberiniz ola::))



Karakovan şu ana kadar gelişmesi güzel. Kovandaki nufus az oldugu için petekleri birden fulleyemiyoruz. Bundan sonra yükleme yapmasamda heralde bahara çıkar diye düşünmekteyim.



Bundan sonrası belkide daha uzun süürede açılacaktır. Nedeni ise yıl başından sonra havaların artık musade edecegini düşünmedigimden.

20 Aralık 2009 Pazar

KIŞ GELMEDİ GİTTİ.

Dün havalar bundan sonra açmaz diye kara kovanıda sarıp paketledik. En azından dışarıdan kovan su çekmesin istemiştik.
Bu gün ise 20 aralık 2009 hava çıldırdı diyebilirim. Bu gün Gebze'de hava sıcaklıgı 20 derece üstüne çıktı. İzmit merkezde 21 derece, Gölcük'te ise 22 derece üstüne çıktı. Karakovan ise sanki bahar gibi polen geliyordu. Yarına ise 3 dereceye düşecekmişiz. Ben haberi girerken acayip şimşekler çakıp yağmur yagıyordu.

14 Aralık 2009 Pazartesi

KIZLARA BAK KIZLARA, KIZLAR BEŞLEDİ::))

Bu görüntü 12 aralık 2009 günü alındı, kızlar salkımdaydılar hava soguk ve acayip yagmur vardı. Sırf karakovan aç kalmasın diye arılıga gidip şurupluğa invert şurup doldurmaya gelmiştim. Fakat aradan geçen 6 gün içinde invert şurup bitirilememişti.

Bir aralar kovanlardaki rutubetlerden bahsedenler vardı, demekki rutubet durup dururken olmuyor, diger kovanlarda rutubet yokken burada sanki kovan delinmiş gibi rutubet bulunmakta. Kovana yaptıgınız işlemleri söylemesenizde rutubet durup dururken kovandan akmıyormuş demek ki::))

Beşinci petegin yönü degişikti, kırdım.

Bu arada aralıksız invert sunulan kara kovanımızda durumlar gayet iyi gitmekte ilk yavrular çıktı. Bundan sonra yavru faliteti olacagını sanmıyorum havalar felaket sogudu.

Ne hikmetse karakovana şu ana kadar zarar veremedik.

İnvert şurupluktan hiç eksik edilmedi, başka şurubu bir ay bir bekletin bakayım kovanda ayrıca bu rutubetli ve küflü ortamda neler oluyor göreyim sizi.

İnvert karşıtları eskisi gibi yazıp çizemiyorlar, çünkü kendilerini çizdirmekten başka bir iş yapamayınca bazı maşaları kullanmaktalar. Maşalarda çok iyi gaz yediler haa, haklarını yememek lazım, yürüyün be sizi kim tutar::)))


Kızlara bak kızlara, benziyor gökteki yıldızlara, sanki ölmeye niyetleri yok bakın nazlara, nazlara::))))))))))

12 Aralık 2009 Cumartesi

KREM BAL


Krem bal. Yapılış balın günlük 5 dakika süreyle 5- 6 gün karıştırılmasıyla kritalleşmesi. Bu bal doğal olarak kristalleşene oranla çok yumuşak ve akıcılıkgınıda kaybettirmiyor.

7 Aralık 2009 Pazartesi

2 ARALIK 2009 KARAKOVANDAN GÖRÜNTÜLER



Aşagı filimdeki tüm görüntüler 2 aralıktan.


Karakovanımız aralıgın üçünde ilk işçileri çıkacaktı. Siz bu filmi izlediğinizde nufus büyük ihtimal biraz artmış olacak. İlk yumurtalar ekim 13 te atılmıştı. Ben sadece gidip geldikçe invert şurup ilave etmekteyim ve şu ana kadar invert şurup kabı hiç boşalmadı. Zaten invert şurup kullanım kolaylıklarının birisi uzun süre bozulmadan kullanılabilmesi. Arılara verdiğnizde arılar diğer şuruplarla bu kadar kolay petek öremiyor, biz bunu iki senedir deneyip bilgilerimizi paylaşıyoruz.


Gelişmiş ülkelerde kovanların kış yüklemesinde, invert verilmesinin sebebi arılar bu şurubu alıp fazla bir işlem yapmadan stoklayıp kendilerini yormaması istendigi içindir.Kek verip arıyı yoranlar kendilerini kandırmakya devam etsinler. Kek kış arılarını yorar ve kısa sürede bir çok tarlacının ömrünün bitmesine sebeb olur. Daha önce bende kış ve erken ilkbaharda kek verdiğimi ve kovan musluklarında ölen yada ölebilmek için kıvranan arıları haberler yapmıştım.


Filimi oluşturup yüklediğim gün ise tarih olarak 5 aralık sabahıydı, havalar çok iyi derecede özellikle geceleri düştü. Büyük ihtimal bundan sonra çıksada kış geldi diye düşünmekteyim.


Birde filime müzik ekleyemedim, son 5 saniyesi çıkıyor, en iyi filimi hazırlayacam derken, gene bir yerinde sakatlık oldu::((

4 Aralık 2009 Cuma

KREM BAL

Kovadaki bal bundan 6-7 gün öncesi sıvı bir baldı. Geçenlerde Mehmet Yüksel tarif etmişti, krem bal nasıl hazırlanır diye. Yani elinizdeki balı krem bal yapabilmek için her gün olmak kaydıyla 5-6 gün karıştırmak gerekiyor.

Karıştırma süresi ise günlük 5 dakika deniyor ama ben o kadar uzun süre karıştırmama ragmen bal kremleşti.Bayagı yorucu bir iş, bazı uyanıklar matkabın agır devirinde karıştırma işlemini gerçekleştirmekteymiş. Normal şartlarda kendisi kristalize oldugunda bu bal çok sert oluyordu. Benim dikatimi çeken ise, bu balı karıştırmasaydık bu bal kristalize olması belkide bir ay sürecekti. Fakat karıştırıldıkça havayla temasmı kristalleşme yapıyor anlamadım. Sonuçta bu akışkan bal kristaller haline gelmiş durumda ve adınada krem bal deniyor. yani ekmege sürülebilir ve akmaz.


Ali Şekerli abimizle konuşurken dediki, bir arkadaşı bal yemezmiş. Krem balı öğrendikten sora ise bal yemesi aşırı derecede arttı diyordu.


Ayrıca bu bal yurt dışında diğerlerinden daha yüksek fiyata satılmaktadır.



Bu filimi çekerken gördüğünüz gibi bal kovası havalanıyor, bir elimde makina var, bir elde karıştırıcı, ve kıvamın daha iyi görülmesinede sebeb oldu. Ayrıca Saim Gürel kardeşimizde krem bal yapmış ve bize Akbaba köyünde espirili bir şekilde ikramda bulunmuştu, espiri ise şuydu, Ali abi bakın Mehmet Yüksel bize krem bal yollamış::))

1 Aralık 2009 Salı

BAYRAMIN SON GÜNÜNDEN

Beykoz Akbaba köyünde, bizleri evi ve arılığında konuk eden Saim Ahmet Gürel kardeşime sonsuz teşekürler ediyorum.
Ayrıca tüm arkadaşlarımada sonsuz teşekürler bizleri böyle bir günde yanlız bırakmadıkları için.


29 Kasım 2009 Pazar

ÇAM BALINDA SORUNLAR

Çam balındaki arkadaşlarımızın sorun ve görüntülerini daha önce yazmıştık.Aslında sadece çam balında degil, arıcılarımız yıl boyu sorunlarla boğulmaktadır. Bizim ziyaretimiz sonunda balın tenekesinin 96 liraya kadar düştügünü, şimdiki durumların dahada berbat oldugunu öğrenmiş bulunmaktayım. Şu anki durum ise bir teneke çam balına 70 lira teklif edilmesi. Büyük üretimlerde perakende bal satarak balı bitirmek imkansızdır.
Sorun ise herkeste var yani birlikler suçlu olurken arıcılarımız çokmu suçsuzdur. Madem birlikler arıcının yanında degil neden varlarki. Arıcıların yanında olmayan birlikten şikayet edenler ilk olarak geniş çaplı istifalar yapmalı, bakın bakayım neler olacak, sadece birliklerden istifa edecegiz.
Birliklerimiz arı ürünlerinin pazarlanmasına gelindiginde ortadan yok olup, üreticileri toptancıların kucagına bırakıyorlar.
Aslında birliklerimiz bu güne kadar ne yaptılar, hiç dikkat edildimi. Başta malzeme şubeliği yaparlar, yani arıcı ne lazımsa gidip birlikten alabiliyor. Başta kovan, petek, körük, maske ve diğer tüm arıcılık malzeme ekipmanlarını size sunuyor. Yanimalzeme üreticilerinin şubesidir, fakat bu işletmenin girişinde ise arıcılar birligi yazar.
İkincisi ilaçcıların şubesidirler, nerde hangi ilaç veya organik ürün çıkmışsa direk birlikler vasıtası ile arıcılarımıza sunulur.
Yani malzeme ve ilaç satışlarında çok hassas olan birliklerimiz, ürünlerin elde kalması yada yok pahasına satılırken, toptancıların kucagına düşüldüğünde, kimsenin kılı kıpırdamaz.
Yada yurt dışından bal italatlarında gene ses çıkaramazlar. Son duyumlarım ise Brezilya'dan yüklü şekilde bal ithal edildigi yönündedir.
Malisef ne arıcılarımız birlik olmuşlardır, nede birliklerimiz tam manada birlik olmuşlardır. Birlik olamadıgımızdada böyle sürünmeye mahkumuz.
Binlerce üye yüzlerce birlik demekki halinden menmun, kalın saglıcakla.

Ülkemiz o her konuda oldugu gibi arıcılık ve bal üretimindede sayısız ülkelerden birisi. Yılın 8 ayı ülkemizin genelinde nektar akımı vardır, flora takip edilirse tabiki. Ne yazıkki hiç bir nektar akımına tam teşekküllü girilememekte. 4-5 çıta olan bir kovan arı, çamda bir teneke garanti çam balı yapar deniliyor. Çam balına güçlü kovanlarla girilse neler yapılabilir, bunu o civardaki arıcılar düşünmüyor. Herkes kabına sıgmış halinden menmun, öyle bir gelenek var.

Bu kovanda 5 çıta var, çıtaları biraz aralık bırakıp, daha bal çok bal dolduruyorlar, arı az oldugu için boş örülü çıta girilip arıyı dagıtmamak için, çıtalar özellikle açılıyorki içerde çıta az olup, ayrıca çıta kapasitesi fazla olsun diye. Bu işlemi genelde çam balında herkes uyguluyor nedenide arıların her geçen gün yavru olmayışından azalması. Böyle oluncada petekler aşırı derecede şişirilip en az 4 kg bal depolanabiliyor.

25 Kasım 2009 Çarşamba

İNVERT ŞURUP YAPIMI

İnvert şurup yapılırken devamlı ısıdan söz edilir. Normal orjinal ölçüde zaten ısı sorunu yok. Neydi orjinal ölçümüz, 3.5 kg şekere 4.5 litre su.Şurup kaynamaya başlayınca tartar kremasını katıp 20 dakika kaynatmak.Tartar kreması ise her 3 litreye bir dolu çay kaşıgı olacak. Bu oranda ısı 104 derecyi geçmiyor, yani defalarca ölçmeme ragmen 105 dereceyi görmedi.

En son koyu kıvamda deneme amaçlı ilk defa 2 kg şekere 1 litre su koyup yapmış oldugum şurup 109 dereceye çıktı, açıkçası bunu beklemiyordum. Tencereyi kapatıp, 13 dakika sonra tekrar ölçüm yapmama rağmen bu şurupta 110 dereceye çıkamadı. Yanlız bu işler yapılırken başında durmanız gerekecek, nasılsa ısı çıkmıyor diye bir işe dalarsanız, uzun süreli kaynamalarda şurup lokum olabilir.::))

Benim şahsi görüşüm invert şurup yapılırken orjinal tariften şaşmamak gerekiyor.


Bu arada bir filim serisi vardı son filimide yükledim. Seyretmek isteyenler bakabilirler üç filim alt alta seri bitti.

22 Kasım 2009 Pazar

ANASIZ KOVANA ACİL MUDAHALE

Bu gün 22 kasım 2009 pazar. Dün Gebze'deki işleri bitiremedik, bu gün öğlen gibi tüm işleri bitirdik ve Kovanların şuruplamasına geçildi. Geçen hafta hacı abiye şurup ver demiştim, balları var diye vermemiş. Abi neden dediklerimi yapmıyorsunda kafana göre takılıyorsun, hazır şurup kenarda duruyor bizimkide bana akıl veriyor. Gebze'deki tüm kovanlarda yavru faliyeti devam ediyor, her kovanda 2 çıta yavru var, yavruyu kesebilmemiz için artık peş peşe şurup verip, tüm çıtaların blokesine geçiyoruz. Yavru çıkan yere şurup girmeli artık.
Öğleden sonra ise ormandaki arılıga gittim. Sıradan bir bakacaktım, sıra arılıktaki katlı kovana geldi, bu arı kata çıkıp 8 çıta bal yapan bir arım. Hatta bazı kovanlara bu kovandan açık bal veririm sırlanmamış, sıkıştırma bölmesinin altından geçer arılar balı kendi yataklarına çekerler.
Kattan bir çıta çektim balı büyük ölçüde sırlamışlardı. O sırada kovanda öyle bir inilti ve kanat çıpma varki sormayın.
Arılar acayip inliyorlar, hemen katı aldım, alt kattan çıtalar çektim, yavru yok yalancıya kaçmamış, yavrular çıkıp çıkan yerler boş kalmış.
Ne yapsam diye düşündüm hemen 4-5 çıtalık bir arıdan anaarı alıp, kafes aradım, kafesi buldum, kek vardı onu bulamadım, daha öncede yaptıgımız bir yöntemdi, arıda çok inliyor sorun çıkmaz diye düşünüp, kovanın önüne bir örtü tahtası getirip, anaarıyı örtü tahtasına bıraktım, bir elde makina, tek elle arıları dışarıya silkelemeye başladım, bu olayları iki bölüm çekim yaptım, genede filimler büyük oldu bunlarıda tekrar ortadan kestim.


Sonucun iyi oldugunu düşünüyorum, çünkü anaarıyı hiç sıkıştırma egilimine gitmediler, hatta birisi dışarda besleme çalışıyordu.

Kocayemişler hala açmaya devam ediyor, 5-6 çıtalık kovanlarda azda olsa yavru devam ediyor ormanda. Alıçlar erik gibi çiçek açmış.
Arılar uçsada bir uyuşukluk söz konusu. Hafta arası diger detayları yazarız. Bu arada bir kovana çıta girdim diye bu ne yapıyor diyenler çok olmuştu, tekrar bir filimdaha çekip, o kovanı 8 çıtaya düşürdüm, o kovan gayet iyi arısıda balıda var, yaklaşıkta 7-8 çıta arısı olmuş. İki günde 20 civarında filim, ve 2 gb lik hafıza kartını dolduracak resim almışız, malzeme çok hangi birisini paylaşacagız bilemiyorum.

Ormandaki arıların bana uzaklıgı 32 km ve devamlı gidip gelemiyoruz, günler acayip kısaldı. Geçen hafta gidememişim, en son 8/11/09 da gitmişim.

Bu akşamda dönüşte ellerim filan dondu, havalarda akşam üzeri çok düşüyor, felakette çiğ oluyor, inşallah bayramdan sonra orman işini bitirmeyi düşünüyoruz.

19 Kasım 2009 Perşembe

KARAKOVAN İÇİ GÖRÜNTÜLERİ

18 Kasım günü iyi polen geliyordu, Gebze'deki arılıgın yakınlarında açamayıp yanan pürenler çok geçte olsa açtılar.
18 Kasımdaki karakovanın ilk açılış resmi. İçersi oldukça sıcak ve rutubetliydi, rutubet taa arka kapaga kadar ulaşmış.
İçerde surubun alınıp işlenmesi ve suyunun uçurulması ayrıca işçi arılar petek üretirken belli bir sıcaklık oluşturmaları gerekiyor.
18 Kasım 2009 Kara kovan içi görüntüsüdür.

17 Kasım 2009 Salı

PAKET ARI



Aşagıdaki filimde paketlediğimiz arıyı yukardaki metro kovana verdim.
İşin garip tarafı çalışılırken telefonların tacizleri hiç bir şey degilmiş. Tacizden daha beter ne olabilirki derseniz birisi sizi telefonda esir alıyor. Arılıkta çalışıyoruz ve yeni bir tel hattı almışım, bunuda bizim Şenol efendiye söyledik, senmisin söyleyen, ondada o hat varmış ve 4 kontura 1 saat konuşuluyor. Aradı konuştuk diyorumki, işim var kapatacam, oda abi kapatma konturum gider diyor. Beyefendi kendisi kulaklıgı takmış, atölyede çalışıyor, bizide esir alıyor.Bende telefonu koydum bir kovanın üstüne gelip geçerken mikrofonda açık konuşup hemde iş yapıyoruz. Allah ne verirse her şeyin hayırlısını versin.
Bereket Muhteşem abi aradıda kurtulduk. Şenol hala hattaydı ama tekrar ona dönmeyi başaramadın, iki hatlı telefon kullanmasınıda öğrenmeye çalışıyorum.



Hacıda yaptıgımız işi Şenol'a anlatıyor, burası filim seti gibi diyor::))

14 Kasım 2009 Cumartesi

İNVERT ŞURUBUN GÜCÜ ADINA::))

13 Kasım 2009 cuma günü hacının yanına gidebildim. Tabi ilk iş karakovanda olup bitenleri öğrenmekti. Resimledim yemliğindeki invert şurup zaten bitmemişti.
Eve gelip resimleri incelemeye başladıgımda zaten petek örüldügü belliydi, yumurtaları farkettim. Gözlemlerimi paylaşmaya devam edeceğim.

İnvertin gücünü görmeyede devam edeceksiniz. Öyle işkembeden atmak yok.

11 Kasım 2009 Çarşamba

BALKONDAKİ SAF KARNİOLA TAKVİYE

Bir kaç gün önceydi, balkonumda duran saf karniyol biraz güçlü kışa girsin istiyorum. Bu nedenlede arılıktan bir çıtadan fazla iki çıtadan az arı getirip birleştirme işlemi başlatıldı. Üç gün arada elek telli beklediler, dördüncü günü öğlenleyin, invert şuruba biraz gül suyu kattım, birde sogan doğradım sorun çıkmasın diye.
Aradaki elek telinide aldım, tabi her ihtimale karşıda anaarıyı kafese almışım. Dünya arı birbirini gene kırdı.şimdi bir başka kutu yaptım, paket arıcılık kutusu gibi, iki tarafta havalandırma teli var, bu şekilde bir hafta tutacagım, balkondaki karniyola takviye yapacagız derken geriye gitmeye başladık.

Körük olmadıgından karton yakıp söndürüyorum çıkan duman işimizi görecekte , istesen alev almaz, iki çü sefer alev aldı, bir gün bu balkonda kendimi tutuşturursam şaşmayın.

9 Kasım 2009 Pazartesi

EGİTİM DEDİKLERİ BÖYLEMİ OLUR

Bu arkadaşımızda doktordur, kendisi resimde bizim doktorla görüşmekte, bizimkinin branş nedir bilmiyorum çünkü şimdiye kadar branşı lazım olmadı. Bu doktorun branşı genel kesim ve cerahmış.::))
Resim, Cahit Özkan.






4 Aralık çarşamba günü arıcılar toplanıp sohbet edecektik, bizim körükçüde abi sana filim kesmesini öğretirim diye koşup gelmişti. Yav gözüne çöpmü battı, toplantı akşam senin bu saatte işin neki demi. Hışırın oradada kendisini zaptedemedim ve ekmek kutusuna el koydum. Kendisine hiç dikkat etmiyor, sen bize lazımsın biraz kendine iyi bak.


Eğitim moralle olur, böyle moralsiz eğitimmi olur, moralimi bozuyor, sonrada diyor ki, yav çok basit.

5 Kasım 2009 Perşembe

DENEME 1

4 Kasım 2009 günü doktorumla karakovana arı silkeledik. Akşamki misafirlerimizin gelmesi geç vakte sarktıgı için evde uzun süre ders görmemize yaradı. İlerleyen günlerde resimlerden bakalım çok şeyler çıkacak. Filim işi biraz karışık gibi, fakat Muhteşem abi derki, çok basit. Resimler le ilk denemeyi yayınlıyorum. Karakovana dün arı silkeledik, bugün salkımdaydı.

1 Kasım 2009 Pazar

HAVALAR BOZDU DİYE HİÇ ÜZÜLMEYİN, DAHA PASTIRMA SICAKLARI GELECEK

Kısmet olursa çarşamba günü, karakovanıma arı silkeleyeceğim. Geçen sene 11/10/2008 de kütüge arı silkelemiştim(Traihlerde bir iki günlük oynama olabilir, batarya çıktıgında eski resimlerim hep tarihleri yanlış). Bir çok kişi bu ne yapıyor demişti. Kütügün her şeyini alıp, sadece ilk gün az kek vermişim, sonra devamlı kış boyu invert şurupla beslenilmişti. Tüm ayrıntılarıyla o zamanki resimleri resim sitesine orjinallerini atmışımki, resimin ne zaman çekildgine bakılabilsin diye. Gerçi kimseyide bir şeylere inandırmaya niyetimiz yok, işine gelen istedigini yapar. Hala bir çok kişiye tarif vermeye devam ediyorum, o kadar yazılıp çizilsede ne oluyor anlamıyorum. Hesaplar bürüt olarak hesaplanacak. Örnek bir kilo şekere 1 litre su konacaksa bunun bürütü 1600 ml, yani 1,5 litre. 10 kilo şekere 10 litre su konusa 16 litre eder ve 16 içinde kaç tane üç litre varsa ona göre tartar kreması katılacak. Her üç litreye bir çay kaşıgı tartar kreması hesap bu.
Ayrıca invertle alakalı son makalenin çeviriside aşagıdaki linkte var. Bundan daha yeni makale yok, bu konuda.
Yazının en altındaki tarif benim şu anki yazdıgım ve devamlı kullandıgım tariftir.
Çarşamba günü arıları zehirlemeye başlayacaz kısmetse. Ne hikmetse agız tadıyla bir arı zehirleyip öldüremedim. Yaz boyu Gebze'deki , anaarı üretimi olan arılıkta, sezon boyu invert şurup kullandık. Hacı bazen 200 litre yapıp dolduruyordu bidonlara , zırt pırt şurup işi çıkmıyordu. Dedimya ne hikmetse arıda söndüremedik, gelip gidende kullandıgımız şurubu gördü, hatta bazılarının transfere getirdigi kovanların üstüne koydugumuz invert şurupla kovanlar geriye gitti. (Bunu ayriyeten yazayım, larva tranferi yapılan kovanın beslenmesi harici, o kovana şurup dökerimki, içersi iyice rutubetlensin diye. )




Havalar sogudu diye üzülmeyin, daha pastırma sıcakları var. Geçen sene başaramadım ama bu sene bakalım karakovandaki arıları zehirleyebilecekmiyim. Unutmadan ilerde karışıklıga mahal vermemek için öpülecekler şimdiden sıralarını alsınlar, önemle duyurulur.
Çarşamba günü büyük ihtimal kovanı, karakovana silkeleyecegim.
Geçen sene bir türlü öldüremediğimiz kütük resimleriyle aşagıdaki linktedir.

31 Ekim 2009 Cumartesi

ANAARI KUTULARIMIN EN GELİŞTİRİLMİŞİ

Bu gün biraz işler ters gitse de, numuneyi tek başıma hallettim. Sıra tahtaların seri biçimnine geldi.

Anaarı kutusu gene üç yöne çalışacak ama bu sefer, her gözde 4 çıta var, son baharda tüm kutular 12 çıtalık metroya dönüşecek. Deneme yanılma yöntemiyle en son tüm olusuzlukları düşünerek geldigim nokto bu.
Elimdeki tahtaların boyu bu kadar kutuya elverişli. 60 civarında tahta var, her bir tahta bir kutu veriyor. Tahtalar biraz daha uzun olsaydı, bu kutuyu 4 gözlü yapardım, 16 cm daha uzattıkmı süper olacaktı ama buda şimdilik yeter. İki kutuyu sırt sırta verdiğimde tüm yönlere çift musluk düşecekti. Yeni kutu yapacak olanlar olursa bunu dikkate alksın.
İşin ters gitmesi marangozların hatalarında olsa gerek, ustalar dolap yaparken parçaları yanlış kestiler, aslında içimden bile gülmemiştim. Bende ilk kafaları küçük kesmişim, bunu tabanı büyük keserek tellafi edebilirdim, gidip tabanıda 4 cm küçük kesince kutuya ayak eklemek zorunda kaldım. Buda yetmedi en son kutu gölzerinin örtü tahtalarından birisinide tersine kestim ne yöne kapattıysam kutu gözü kapanmadı.Ne demişler körle yatan şaşı kalkar.

21 Ekim 2009 Çarşamba

İŞÇİ ARININ DOĞUMU VE DAMIZLIKLARIN TAKVİYESİ

Balkonumda bulunan 62 nolu saf damızlık karniol anaarının yaşadıgı metro kovanım. Bu metro kovanımın içten ızgarası var, anaarı canı sıkılıp dışarı filan gitmeye kalkarsa ızgarayı geçmesi gerekiyor.


Balkondaki saf karniyola getirdiğim kapalı yavrulu çıtayı sardıgım gazeteden çıkardığımda, işçi arılardan birisi kendisini yatagından dünyaya atmaya çalışırken görmüşüm ve filimleyip karşıladım::))

Damızlık anaarıların gücünün ekonomik kullanılması için, en ideal yöntemlerden birisi bana göre metro kovanlarda tutmakmış. Bunu ben balkona koydugum saf karniyolların birinde yaşıyorum. Yaklaşık 3-4 çıtaya vermiştim. Bir türlü gelişemedi ve ben bir iki sefer anaarı üretimi yaptıgımız yerdeki metrolardan kapalı yavru takviyesi yaptım. Metronun 3 çıta arısı bir çıta arıya denk geliyor. Bendeki metro yaklaşık 8-9 çıta ve ancak taş çatlasa normal boyuttaki 3 çıta arı yapmakta.Metro kovandaki ufak çıta sayısı çok olunca saf karniyol baştan başa dolaşıp durmaktan başka işide yok. Dolayısı ilede saf karniyolları fazla yumurtlatmıyoruz.

Bu resim ve filimleri,12/10/09 da yüklemişim. Bu gün ise 21/10/2009 dün itibariyle balkondaki kutudaki karniyok F1 anaarı kontrolünde yumurta attıgı görüldü. İki ayı geçkindir anasızdı ve inşallah sorun bitti, birde yavruyu kapatırsa işlem bitecek, bazen yumurta attı dedigimiz analar erkek yumurtası atabiliyor, anaarının sorunsuz oldugunu anlamanın yolu ise yavru kapatmasıdır.

16 Ekim 2009 Cuma

KOVANLARIN ARISI NİSBETİNDE SIKIŞTIRILMASI








Kovanların sıkıştırılmasının önemi bazılarının kovan kayıplarını görünce dahada önemli duruma çıkıyor. Bu arılıkta sıkıştırılma yapılmamış biz arılıga gitmeden bekir dediki 25 kovan sondü, arılıga vardığımızda 10 kovanın daha yağmalandığını gördüm ve sönem kovan sayısı 35 şe çıktı. Kalan sayı ise şimdilik 50 filan bakalım bu kalanladardan ne kadar fire verilecek. Bekir Gültekin 'in üç yerde arıları var, kışa bu civarda toplayacakmış. Bundugumuz yerdede hiç arı yok, bu durumda bile sıkışltırma yapılmadıgı için 20 kovan bile birbirini yağmalamış ve kovanlar bal dolu oldugu halde.


Bundan sonraki kovan kayıplarının sebebleri arasına çıtaların bloke olmasınıda ekleyebilecegiz ve eklenmelide. Bununla ilgili elimdeki bilgileri tam olarak paylaşmadım, birileri biraz daha sebebler bulsun bakalım. Gerçekleri saklamak kimsenin işine yaramayacaktır.

12 Ekim 2009 Pazartesi

KOVANLARIN SIKIŞTIRILMASI VE TAZE HACI

11 ekim 2009 günü taze hacıyla buluşup arılarına gidilecekti. Bekir Gültekin taze hacım olmaktadır.
Denizli köyünde bekirin üç degişik yerde arısı var.

Arılarının en çoguda bu arılıkta. Yanlız burası ve birazdan çalışacağımız yer yüksek gerilime çok yakın.
Kendisi yüksek gerilimin arılara olan zararından habersizmiş, koskoca köyde iki yeri arılık seçiyor, ikiside yüksek gerilime denk gelmiş. İlk arılığıda tepenin başı bir yer uzaktan gösterdi yanına gidemedik. Denizli köyünün yerlisi kendisi.

Arıların sehpalanması için, uzun boruları boş katlara koyarak iş halledilmiş. Basit ama çok güzel ve en az masraflı, tabiki romanların gözü görmesin boruları.

Saracagımız arılar, cuma günü gördüğüm arılardı. Zaman kalırsa diğerlerinede bakılacaktı. Kovanları açtıgımızda 4-5-6 çıta arısı olanlar vardı, sıkıştırma olmadıgı gibi üstünde örtü olmaması bakın nasıl görüntülere sebeb oluyor. Bu arı o kadar tırmalamışki, yavru var fakat o kadar büyük alanda başka arılı kovanda olmamasına rağmen hiç bir kovanda ağarma yoktu. Çektiğimiz çıtada anaarıda gezip duruyordu.
Bu kovadada bayagı bir arı var, fakat görüntü gördüğünüz gibiydi, kovanlarda örtü yok, yada gazete örtülmüş arıda gazeteleri okumak için tırmalayıp atmışlar. 10 gün sonra bu arılıktan gene resimler çekecepğim.
Bu kovan bir zamanlar çok güçlüymüş çıtalkarında bu anlaşılıyor. Bu kadar balı yapmış ne olduysa çok az bir yavruya düşüp kovanı terk etmiş.
Bekir Gültekin çiftçilik yapıyor seraları filan var. Arılara işlerinin çokluğundan bakamıyor, arıdan falanda korkan birisi degil zaten filimlerdede görüyorsunuz. 25 kovanı sönmüş şu ana kadar, ben gittiğimde yağmalanan 6 kovan vardı, üçte bu arılıkta sönen vardı birisi terk, birisi anasızlıktan bitmiş biriside yagma.



Filimi uzun sürdüğü için yarıda kesip tekrar çektim, yoksa yüklemelerde sorun çıkabiliyor.


Filim çekerkende bazı espiriler vardı, arıları sıkıştırmaya ilk ben başladım ve taze hacı dediki bu arılar terlemezmi.::)

Dedimki arılara o kadar gazete okutmuşun bunlar cahil degil. Terlemezler ayrıca kendilerini geliştirmek için geçte kalmamışlar::))

Buranın köylerinde bazı deyimler var bunlardan biriside "hapır"dır. Yani arı fişek veya zıpır gibi çalışacak yerine , bir dahaki geldiğimizde hapır hapır çalışacaklarmı dedi. Yaptıklarımızn sonucunu çok kısa sürede görecegiz, ben merak etmiyorum ama taze hacı merakta.

10 Ekim 2009 Cumartesi

PÜRENDE SON DURUM ŞAHANE 10/10/09

Sıkıştırmış oldugum kovanlarda her şey yolunda, 10 gün geç sıkışan kovanları hemen farkedersiniz. Yavru durumu çok süper, püren normal zamanında açmış olsaydı, bu arıların hemen hemen hepsi kata gelecekti. Püren 20-25 gün geç açtı, geç açma nedenide agustos ayında yagış olmamasından. 20 günlük geçikme ise bir posta yavru oluşturulamadı demektir.
Zaten arıcı şu görüntüyü gördüğünde işlem tamamdır, eline bir çıta yavru alıp bizimde arılarımız yavru yapıyor diyenler kim olursa olsun buyursun gelsin sıradan bir bakalım tüm kovanlara, karniol nasıl yavru yapıyor.
Benim anlatmak istediğim kafkas ülkemizin her yerinde olmaz diyorum. Malisef ülkenin her tarafına kaskas giriyor. Belli bir mevsimden sonrada kafkasa ne yaparsanız yapın gereken yavruyu atıramazsınız, gene deneyin, tecrübeler kolay kazanılmıyor. Yada bir daha birleştirin bakalım belki yumurta filan atar.::))


Bu kovan 6 çıtaya sıkıştırılmıştı, sıkıştırmayı kaldırıp, iki çıta araya ikide en dışa verdim, bir hafta sonuna kardar işi hazır. Arılıktaki bir kovan harici, en düşük 3 çıta en yüksek 5 çıtada yavru var. Yavrular ise bahardaki gibi ful olmamakla beraber görüntülerdede görüyorsunuz, çıtaları bloke ettirmezseniz, 5-6 çıtalık alanda yavru hesap edilirse, buda 3 çıta ful yavruya eşittir diye tahmin etmekteyim. Buda bu mevsimde süper bir şey. Ayrıca bu çıkan kış arıları bizi bahara taşıyacak arılardır.
Ayrıca bir kovanımada bu gün kat vedim.

Bu filimde yukardaki flimden 14 gün sonra aynı kovandan yapılan çekimdir. Bu filimi ben çalışırken İlhami Uyar abi çekti.

22 Kasım 2009 pazar günü bu filim çekildi. Bu arılar salkıma iyice meyletmişler, arılar uçsada bu kovanda açık ve kapalı yavru yok. Başka kovanlarda bir iki çıtada azda olsa yavru devam ediyor.

Çalışan birisi olarak sonuç bu. Arılarımız daha yakında olsaydı ve daha çok zamanımız ayırabilsem arılarımız biraz daha gelişebilirdi. İlk filimi hatırlarsanız kovan bloke olmaya başladıgında yakalamıştım. Daha erken yakalamış olsaydık bir çıta daha fazla yavru attırma imkanımız olurdu. Ben aralara çıta girmeme rağmen ikinci filimde görüldüğü gibi yavru yapsın dedigimiz çıtaya anaarı yetişene kadar bal konulmuştu.

Kovanın şu anki durumunu 8 çıtaya düşürdüm ve bu şekil kışa girecek.

Sonuç bölümüne bir şeyler yazılacak ise kovanlarımızı ve iklimi iyi takip etmek gerekiyor, başı boş saldım çayıra mevlam kayıra döneminde arınız sönmesede istenilen düzeye çıkamıyor yada istediğiniz düzeyde tutamıyorsunuz. İnşallah bu seri filimlerden kendisine pay çıkaranlar olur.

İlk filimle son filim arasında geçen süre 42 gündür, bu iki süre arasında tam iki posta yavru çıkacak süre vardır, çok acayip tesadüfler oldu filimin başıyla sonu arasında. Filmin başıyla sonu arasında bunlarıda düşünmek gerekiyor.Yani 14 gün arayla gidebilmişim ormandaki arılarıma, her gidişimdede filimlemişim..

9 Ekim 2009 Cuma

9 EKİM 2009, VAY Kİ VAYYY.....

Bu gün çalışmış oldugum birim geregi gene arazi yada saha çalışması nedeniyle Gebze Denizli köyündeydik. Bazı bölgelerimizin haritalarının yapılabilmesi için ölçümler yapılacak bende köyleri ve araziyi birde söförlüğü eklerseniz artılarım çok olunca ekipte genelde bulunurum.
Ölçüm yapılacak yerlerse sorunu fazla olan ölçümde birbirini göremeyecek nokta ve yerler oluncva zor oluyor. Cihazlar nerelere kurulur, nerden kolay ölçülür mühendis arkadaşlar ve Müdürümde yanımızda, ben ise başka şeyler bulmuşum.
20 civarında kovan var, hemen bir kovan açtım, açtıgım kovan aşagıdaki, sadece kapak var ne örtü tahtası nede bezi vardı. Kapagı kapatınca ise arada yaklaşık 10 cm boşluk var. Üsteki kovanı açtım gene örtü yok, bazı kovanlara gazete örtülmüştü. Arılarda gazeteleri tırmalayıp atmışlar.

Bir kovana orada bulunan bez türü gibi bir şeylen mudahale edebildim, delikli olan yerinede gazete örttüm. Gebzeye geldiğimde ilçe tarımı arayıp, yakından çektiğim bir kovan barkot plakasının kime ait oldugunu sordum, 10 dakika içinde İl tarımı arayıp kişinin adı ve soy adı tarafıma bildirildi, yarına köyden birisiymiş görüşüp bu olumsuzlukları giderecegiz inşallah.


Filimin birisinde bir iç çekmişim, şimdi hangisinde bilemiyorumda her sene bu güzelim nektarlar bizlerin hatasından heba olur gider. İnşallah hatalarımızı bulup son baharda güçlüğ kovanlarımız olursa iki sagım bile yapılabilir. Bir düşünün bu kadar çiçek var arı yok, bu durum beni derinden üzüyor. Ben tüm paylaşımlarımda hatalarımıda yazarım, maksadımsa hataların tekrar edilmemesi için ve bir başkası bu durumlara düşmemesi. İki adet iğne yidikten sonra arıların içinden vınlamışım.