10 Ekim 2009 Cumartesi

PÜRENDE SON DURUM ŞAHANE 10/10/09

Sıkıştırmış oldugum kovanlarda her şey yolunda, 10 gün geç sıkışan kovanları hemen farkedersiniz. Yavru durumu çok süper, püren normal zamanında açmış olsaydı, bu arıların hemen hemen hepsi kata gelecekti. Püren 20-25 gün geç açtı, geç açma nedenide agustos ayında yagış olmamasından. 20 günlük geçikme ise bir posta yavru oluşturulamadı demektir.
Zaten arıcı şu görüntüyü gördüğünde işlem tamamdır, eline bir çıta yavru alıp bizimde arılarımız yavru yapıyor diyenler kim olursa olsun buyursun gelsin sıradan bir bakalım tüm kovanlara, karniol nasıl yavru yapıyor.
Benim anlatmak istediğim kafkas ülkemizin her yerinde olmaz diyorum. Malisef ülkenin her tarafına kaskas giriyor. Belli bir mevsimden sonrada kafkasa ne yaparsanız yapın gereken yavruyu atıramazsınız, gene deneyin, tecrübeler kolay kazanılmıyor. Yada bir daha birleştirin bakalım belki yumurta filan atar.::))


Bu kovan 6 çıtaya sıkıştırılmıştı, sıkıştırmayı kaldırıp, iki çıta araya ikide en dışa verdim, bir hafta sonuna kardar işi hazır. Arılıktaki bir kovan harici, en düşük 3 çıta en yüksek 5 çıtada yavru var. Yavrular ise bahardaki gibi ful olmamakla beraber görüntülerdede görüyorsunuz, çıtaları bloke ettirmezseniz, 5-6 çıtalık alanda yavru hesap edilirse, buda 3 çıta ful yavruya eşittir diye tahmin etmekteyim. Buda bu mevsimde süper bir şey. Ayrıca bu çıkan kış arıları bizi bahara taşıyacak arılardır.
Ayrıca bir kovanımada bu gün kat vedim.

Bu filimde yukardaki flimden 14 gün sonra aynı kovandan yapılan çekimdir. Bu filimi ben çalışırken İlhami Uyar abi çekti.

22 Kasım 2009 pazar günü bu filim çekildi. Bu arılar salkıma iyice meyletmişler, arılar uçsada bu kovanda açık ve kapalı yavru yok. Başka kovanlarda bir iki çıtada azda olsa yavru devam ediyor.

Çalışan birisi olarak sonuç bu. Arılarımız daha yakında olsaydı ve daha çok zamanımız ayırabilsem arılarımız biraz daha gelişebilirdi. İlk filimi hatırlarsanız kovan bloke olmaya başladıgında yakalamıştım. Daha erken yakalamış olsaydık bir çıta daha fazla yavru attırma imkanımız olurdu. Ben aralara çıta girmeme rağmen ikinci filimde görüldüğü gibi yavru yapsın dedigimiz çıtaya anaarı yetişene kadar bal konulmuştu.

Kovanın şu anki durumunu 8 çıtaya düşürdüm ve bu şekil kışa girecek.

Sonuç bölümüne bir şeyler yazılacak ise kovanlarımızı ve iklimi iyi takip etmek gerekiyor, başı boş saldım çayıra mevlam kayıra döneminde arınız sönmesede istenilen düzeye çıkamıyor yada istediğiniz düzeyde tutamıyorsunuz. İnşallah bu seri filimlerden kendisine pay çıkaranlar olur.

İlk filimle son filim arasında geçen süre 42 gündür, bu iki süre arasında tam iki posta yavru çıkacak süre vardır, çok acayip tesadüfler oldu filimin başıyla sonu arasında. Filmin başıyla sonu arasında bunlarıda düşünmek gerekiyor.Yani 14 gün arayla gidebilmişim ormandaki arılarıma, her gidişimdede filimlemişim..

9 Ekim 2009 Cuma

9 EKİM 2009, VAY Kİ VAYYY.....

Bu gün çalışmış oldugum birim geregi gene arazi yada saha çalışması nedeniyle Gebze Denizli köyündeydik. Bazı bölgelerimizin haritalarının yapılabilmesi için ölçümler yapılacak bende köyleri ve araziyi birde söförlüğü eklerseniz artılarım çok olunca ekipte genelde bulunurum.
Ölçüm yapılacak yerlerse sorunu fazla olan ölçümde birbirini göremeyecek nokta ve yerler oluncva zor oluyor. Cihazlar nerelere kurulur, nerden kolay ölçülür mühendis arkadaşlar ve Müdürümde yanımızda, ben ise başka şeyler bulmuşum.
20 civarında kovan var, hemen bir kovan açtım, açtıgım kovan aşagıdaki, sadece kapak var ne örtü tahtası nede bezi vardı. Kapagı kapatınca ise arada yaklaşık 10 cm boşluk var. Üsteki kovanı açtım gene örtü yok, bazı kovanlara gazete örtülmüştü. Arılarda gazeteleri tırmalayıp atmışlar.

Bir kovana orada bulunan bez türü gibi bir şeylen mudahale edebildim, delikli olan yerinede gazete örttüm. Gebzeye geldiğimde ilçe tarımı arayıp, yakından çektiğim bir kovan barkot plakasının kime ait oldugunu sordum, 10 dakika içinde İl tarımı arayıp kişinin adı ve soy adı tarafıma bildirildi, yarına köyden birisiymiş görüşüp bu olumsuzlukları giderecegiz inşallah.


Filimin birisinde bir iç çekmişim, şimdi hangisinde bilemiyorumda her sene bu güzelim nektarlar bizlerin hatasından heba olur gider. İnşallah hatalarımızı bulup son baharda güçlüğ kovanlarımız olursa iki sagım bile yapılabilir. Bir düşünün bu kadar çiçek var arı yok, bu durum beni derinden üzüyor. Ben tüm paylaşımlarımda hatalarımıda yazarım, maksadımsa hataların tekrar edilmemesi için ve bir başkası bu durumlara düşmemesi. İki adet iğne yidikten sonra arıların içinden vınlamışım.


8 Ekim 2009 Perşembe

VARROA MÜCADELESİ

Varroa mücalesini siz ne şekilde yaparsanız yapın, kovanlarda yavru faliyeti devam ediyorsa sonuç almak o kadar zorki.
Trakya bal sagımından sonra başladığımız mücadelede hala tam başarı sağlayamadık.
Çok enterasan bir durum var, üç sefer fulimetril birer hafta arayla, üç sefer amitraz 4 gün arayla, iki sefer kaumafos etken maddeli müadele edildi. Hala kovanlarımda kanatsız arılar görmekteyim.
Bazıları bizim arılarımızda varoa yok desede, bu seneki gibi varroa bollugu yoktu. Bu sene kovanlarda yavru faliyeti hiç durmadı.
Bu durumu nasıl izah edeceğimide bilemiyorum. Bir türlüde izah yapılmalı, ben yukarda saydıgım mücadeleleri yaptım ve hala başarılı olamadım. Başkalarıda övünür bizim kovanlarda varroa yok diye, benimde övünebilmem için yukarda saydıklarıma ilaveten yıl boyu hiç ara vermeden mücadeleye devammı etmeliyimki?
Marangozdaki en son kalan 20 kovanımı faliyete geçirmek için hacı çalışmalara başladı. 20 kovanın altlarına spot delecegi ile delikler deliyoruz. Alttan havalandırmalı kovanlar devreye girdikçe eskileri aktarıp boşa çıkanları delecegiz. Formik asitle mücadelede gerekli buharlaşmayı sağlayamayacagımı düşündüğüm için formik kullanmıyorum. Şimdiki havalandırmalarımla çok sorun yaşarım.
Bu kış ise kesinlikle oksalik asit uygulanacak.
Varroa mücalelerini boşa çıkaran bir başka olumsuzluk ise komşu arılıklardır. Ben gene yukardaki uygulamaları yapmama rağmen bu hafta sonu komşularımızdan, bu arılığın sahibi gelmiş. Bazı katları indirmişler, ve istifleyip böyle naylonlamışlar.
Mademki arılıga gelmişler hemende varroa mücadelesi yapılmış. Kovanların önlerinde amitraz içerikli ilaçların kutuları vardı. Demekki ben yanlış yapıyorum, ayda yılda arılarınızın yanına gittiğinizde bir mücadele yetiyor demekki. Bu arılıga iki ayda bir sefer gelindi şimdiye kadar. Varın gerisini siz düşünün.

Muhteşem abiyle konuşuyordum, baktım yerde bir varroa maduru ve maduriyete sebep olanda baş tacı gibi durmakta.

3 Ekim 2009 Cumartesi

PÜRENDE YAVRU FALİYETİ NİHAYET ÇOK GÜZEL DURUMDA

Yeni anaarı verdiğim bir kovana kapalı yavru verecektim, silkeledim yeni ballar aktı, buda taze nektardan kaynaklanıyor. Bu durum 20 gün devam ederse, ikici turun yavruları çıkar, kışa tüm kovanlarım -8-10 çıta girer diye ümit etmekteyim.


Bakım yaparken son durumu herkesin görmesini istedim ve yanlızım, filimi çekerken bazen makinamız başka yerleri çekmiş. İkinci filim çekmiştim o filim daha güzel olmuş. Filim çektiğim kovanları içini görmeden filimledim. Arılıkta 8-10 çıtaya basan kovanlarımda var, fakat ortalama yavru faliyeti 3 ila 5 çıtada vardı. Osman Ünal'da bu gün ormandaydı kendisi ben 7 çıtada yavrulu çıta saydım dedi. Burada şunuda belirteyim, kışa girmeden sönen kovanlar kafkas diye tahmin etmekteyim, çünkü kafkasların yavru durumu çok düşük. Bunu defalarca yazdım, her dönem kafkasa destek olunmazsa baharı bırakım bu bölgede kışı görmeden giderler.

23 Eylül 2009 Çarşamba

VARROA MÜCADELESİ VE ÇEŞİTLERİ.



bazı arkadaşlarımız perizinin nasıl uygulandıgını sordular, bende filim çekmiştim.

Bu arada şunlarıda belirteyim. Varroa tüm kimyasal ilaçlara direnç geliştiriyor. Bunlar nelerdir etteken maddesi amitraz içerikli ve duman olarak körükte yakılan ilaçlar.

Bir başka etken madde olarak varrovaya karşı çok kullanılan fulimetril içerikli şeritler ve bulgar kazıgı da denilen ilaçlar.

Perizinde bir kimyasal ilaçtır. Perizine bir çok ülkede varroa direnç geliştirmiştir.

Bizim için en uygunu şu an organik asidlerdir. Varroa bu organik asitlere direnç geliştiremiyor.

Formik asit biraz bizim kovanlarımızın girişi nedeniyle sakıncalı olsada ilerde bizim vazgeçilmez mücedele yöntemlerimizin artık başında gelecek.

En sorunsuz uygulayabilecegimiz organik asitlerden birisi ise oksalik asidtir. Bu asitte kışın arı salkımdayken yapılır ve en etkili zamanda yavrunun olmadıgı veya çok az oldugu kış aylarında yapılan mücadeledir.

Organik asitlerin en iyi uygulandığı yer ise Almanyadır. Almanya'da bu uygulamalar üniversite destekli yapılmaktadır. Organik asitlerin günlül buharlaşacagı miktarklar hesaplanmış ve nasıl uygulanacagı yıllarca gene ünüversitelerde denenmiştir. Bir şeyi yaparken örnek alınacak yerde bir şeyin çok uygulandıgı ve yıllardır kullanıldıgı yerler örnek alınmalıdır. Bizde ise pedlerin içine enjekte edilen hende %65 formik asitlerle bazı arıcılarımız kendisini avuturlar. Bizim için en büyük örnek ise Mehmet Yüksel. Kendisi bilim adamlarımızdan daha iyi konuyu uygulamalı olarak defalarca anlatmasına rağmen onu takip edenler inatlarından olsa gerek hala başka şeliller bularak, fantazi aramaya devam ediyorlar.

http://mehmetyuksel1.blogspot.com/2009/09/varroa-konzepti-ve-formik-asitin-bir.html

Bu uygulamaları almanlar ünüversite destekli yapıyorlar. İçimizden biriside orada arıcı ve bu uygulamaları bize arıcı diliyle tercüme etmektedir. Bizim bilim adamlarımız bazı şeyleri tercüme etsede arıcılıktan anlamadıkları için bir çok konuda yetersiz kalıyorlar. Bu uygulamaları bir bilim adamı anlatsaydı kimse itiraz edemezdi, bizlerde bilgi beleş ya, diplomamızda yok, ondan olsa gerekki kıymeti olmuyor.

Laksit asitte zararsızca uygulanabilir organik asitlerdendir, bu asidin diger adı ise süt asididir.


Siz bu haberi izlediğinizde ben Gebze de olmayacagım. Bu haberleri önceden hazırlayıp ilerki tarihlerde yayınlansın diye kayıt etmiştim.

11 Eylül 2009 Cuma

ORMANDAN SON DURUM 10/09/2009

Bu resim ve filim dün akşam üzeri ormandaki arılarımızn kontrölünde çekildi. Ormana geçte olsa yagmur düşmüş. Bir kaç yeri kazdım yagan yağmur dört parmak işlemiş. Bundan sonrası yagış ihtiyacı olmasada havaların ısınmasına ihtiyaç var. Biraz şipariş gibi oldu ama neden olmasın. Yukardaki arının net olmasada ayagında polen vardı. Birde geç vakitte gittik, arı çalışsada uyuşuktu havada bayagı serin.
Vaktimizde dardı çok az zaman ayırabildim, güneş açısıda resimlerin rengini degişik gösterdi.

6 Eylül 2009 Pazar

AĞUSTOSTAN SONRA ÇIKAN OĞULDAN...::))

Bazıları Trakya'lara tuzaklar kurup oğul yakalamaya çalışıtı. Bu ne biçim iş Mustafa hocanın arıları bir dolaşayım dedim , gözüme birden çam agacındaki oğul dolaştı. Oğulu iki sefer filimledim, sonrada dalı yerinden zorda olsa keseyim dedim, olamadı, entel adamın hediye ettiği çakı minicik dalı kesmediki.
Filimledikten sonra dalı koparmak bayagı bir zor oldu hatta oğul dagılıp tekrar aynı dala sarıldılar::)))
Sonra kendi resimimi çektim oğulla en güzeli zannedersem yukardakiydi onu seçtim.

Sonrasında oğulun benim arılıga taşınması gerekiyordu. Hatta geçenlerde Mehmet Yüksel bir oğul yakaladıgında yanımda kovan yoktu demişti. Bende yorum atmıştım, oğul buldunmu kovana gerek yok diye, çuval varsa işlem tamamdır::))

Hemen çuvalladık gitti işte::)))

Oğulu yani.

Oğul büyük oldugunda çuvalı önceden dallarla beslemeniz lazımki kabarık dursun. Çuvalın agzını bağladıgınızda bile büyük boşluk oluşur.